Peygamberimizin Doğumu İçin Yazılan Şiirlere Ne Denir? Evet, sorunun cevabı net: Bu tür şiirlere “Mevlidiyye” veya daha genel olarak “Mevlid Şiirleri” denir. Ama işin içine biraz cesur bir bakış açısı ve eleştirel düşünce katmak lazım. İzmir’de yaşayan, sosyal medyada aktif bir genç olarak söyleyeyim: bu şiirlerin bazı yönleri gerçekten büyüleyici, bazıları ise sorgulanmayı hak ediyor. Gelin, önce tarihine bakalım, sonra sevdiğimiz ve sevmediğimiz yanlarını konuşalım. 1. Mevlid Şiirlerinin Tarihçesi ve Amaçları Mevlid geleneği, özellikle Osmanlı döneminde çok güçlü bir kültürel olgu haline geldi. Ama kökleri, İslam’ın ilk yüzyıllarına kadar uzanıyor. Bu şiirler, Peygamberimizin doğumunu ve hayatını övmek, halkı manevi bir…
Yorum BırakGünlük Rotasyon Yazılar
Kelamda Ahval Ne Demek? Farklı Yaklaşımlarla İnceleme Selam! Bugün kafamda uzun süredir dönen bir soruyu, sanki kendi kendime tartışıyormuş gibi ele alacağım: “Kelamda ahval ne demek?” Konya’da yaşıyorum, 26 yaşındayım, hem mühendislik hem de sosyal bilimlere meraklı biriyim ve bu ikisinin çatışmasını, içimdeki tartışmayı sık sık yaşıyorum. Hazırsan, hem analitik hem de duygusal açıdan bu konuyu irdeleyelim. Kelamda Ahval: Temel Tanım ve Kavramsal Çerçeve İçimdeki mühendis böyle diyor: “Ahval dediğin, kelimenin kökenine bakarsan Arapça ‘hal’ kökünden geliyor. Yani bir şeyin durumu, vaziyeti, şartları… Kelamda ahval ifadesi, genellikle söz konusu edilen durumların veya hallerin niteliğini, zaman ve bağlam içindeki değişkenliğini anlatıyor.”…
Yorum BırakKDV Hangi Hallerde Gider Yazılır? Gelin Birlikte Anlayalım Bugün ofiste bilgisayar başında çalışırken bir yandan da aklım bloga yazı yazmaya kaydı. İnsan böyle konulara dalınca, “KDV hangi hallerde gider yazılır?” diye soruyor kendi kendine. Hani bazen kafanda bir şeyler netleşiyor ama kağıda dökmek başka bir iş. İşte tam o noktadayız. Gelin, hem geçmişten başlayalım hem de günümüze ve geleceğe doğru uzanalım. KDV’nin Tarihçesi ve Neden Önemli? KDV, yani Katma Değer Vergisi, Türkiye’de 1985’ten beri uygulanan bir sistem. Düşünsenize, 80’lerin ortası… İnsanlar hâlâ kağıt faturaları elle düzenliyor, bilgisayarlar yeni yeni hayatımıza giriyordu. O zamanlar şirketler KDV’yi muhasebeye işlerken kafalar biraz karışıktı.…
Yorum BırakKan Basıncı ve Edebiyat: Sözcüklerin Damarlarımızdaki Ritmi Edebiyat, yalnızca hikâyeleri anlatmakla kalmaz; bedenimizde yankılanan duyguların, ruhumuzdaki çalkantıların ve zihnimizdeki düşüncelerin sembol olarak işlev görebileceği bir mecra yaratır. Bir romanın ilk sayfalarındaki gerilim, bir şiirin kafiyelerindeki ritim, bir tiyatro oyunundaki çatışma; hepsi kalbimizi hızlandırabilir, nefesimizi kesebilir, kan basıncımızı yükseltebilir. Peki edebiyatın bu görünmez etkisi nasıl gerçekleşir? Yazınsal deneyim ve beden arasındaki bu görünmez bağ, okurun ruhsal ve fiziksel dünyasını nasıl dönüştürür? Edebi Duyguların Fizyolojisi Okurken hissettiğimiz heyecan, korku, öfke veya mutluluk sadece soyut birer duygu değildir; bunlar bedende somut karşılıklar bulur. James Joyce’un bilinçakışı tekniğiyle zihnimizde oluşturduğu içsel monologlar veya Virginia…
Yorum BırakKelimenin Nabzı: Kan Basıncı ve Edebiyatın Dönüştürücü Gücü Kelimelerin gücü, bazen bir kalbin ritmini, bazen bir kan damarındaki basıncı bile hissettirebilir. Düşünün; bir cümlenin hızla akan temposu, bir paragrafın yoğunluğu, bir anlatının doruk noktası, tıpkı yüksek kan basıncı gibi, bedende ve ruhta yankılanır. Edebiyat, yalnızca zihnin değil, bedenin de duyarlılıklarını harekete geçiren bir güç alanıdır. Kan basıncı yüksek olursa ne olur sorusu, tıpta kısa bir cevapla sınırlı kalabilir; ama edebiyatın merceğinden bakıldığında, bu sorunun cevabı hem sembolik hem duygusal boyutlarıyla okunabilir. Anlatı teknikleri ve semboller, karakterlerin ve temaların yüklediği anlamlarla birleştiğinde, kan basıncının edebiyat içindeki metaforik karşılıklarını keşfetmemizi sağlar. Yüksek…
Yorum BırakKaradeniz’de “Sevgilim” Ne Anlama Gelir? Geçen yaz Ankara’dan Karadeniz’in Rize tarafına gitme fırsatım olmuştu. Daha önce hep haberlerde, belgesellerde ve arkadaş sohbetlerinde duyduğum bir şeyi yakından görmek istiyordum: Karadeniz insanının günlük hayatındaki ifadeler, kelimeler ve onların sıcak kullanımı. Özellikle “sevgilim” kelimesi dikkatimi çekmişti. İstanbul ya da Ankara’da bu kelime genellikle romantik bir ilişkiyi ifade eder. Ama Karadeniz’de bazen o kadar farklı, bazen o kadar içten bir anlam taşıyor ki, insanın yüzünde istemsiz bir gülümseme bırakıyor. Çocukluk Hatıraları ve İlk Gözlemler Ben Ankara’da büyüdüm, 25 yaşındayım, ekonomi okudum ve veriyle uğraşmayı seviyorum. Ama Karadeniz’e gittiğimde kendimi bambaşka bir dünyada hissettim. İlk…
Yorum BırakHücre Zarı Kaç Katlı? Bilim ve Günlük Hayatın Kesişiminde Çocukken laboratuvar oyunları yapmayı çok severdim. Ankara’nın eski semtlerinden birinde, annemin mutfak masasında mikroskopla bakardım şeylere. O zamanlar hücreleri sadece yuvarlak, minicik baloncuklar gibi görürdüm. Sonra biyoloji derslerinde öğrendim ki, o minicik baloncukların bir de sınırları var: hücre zarı. Ve işte o zaman merak ettim: “Hücre zarı kaç katlı acaba?” İlkokuldan hatırladığım bu merak, üniversitede ekonomi okurken bile ilgimi çekmeye devam etti. Veriyle uğraşmayı seven birisi olarak, hücre zarıyla ilgili bilimsel çalışmaları, yayınları ve mikroskop görüntülerini bir araya getirip anlamaya çalıştım. Özellikle lipid çift tabaka yapısı dikkatimi çekmişti. Bu, sadece bir…
Yorum BırakFora Etti Ne Demek? Pedagojik Bir Bakış Hayat boyu öğrenmenin dönüştürücü gücü, bireylerin kendi potansiyellerini keşfetmelerini sağlar. Her birimiz bilgiyle karşılaştığımızda, onu sadece almakla kalmayız; sorgular, anlamlandırır ve kendi deneyimlerimizle harmanlarız. Bu süreç, öğrenmenin sadece bir bilgi aktarımı olmadığını, aynı zamanda zihinsel, duygusal ve toplumsal bir dönüşümü içerdiğini gösterir. “Fora etti” gibi günlük dilde sık karşılaşılmayan ifadeler, aslında öğrenme sürecinin ne kadar çok katmanlı olduğunu gözler önüne serer. “Fora Etti”nin Anlamı ve Öğrenme Bağlamı Sözlük anlamıyla “fora etmek”, genellikle bir durumu, eylemi ya da fikri yanlış, hatalı veya uygun olmayan bir şekilde dışa vurmak anlamına gelir. Ancak pedagojik bir bakış…
Yorum BırakExcel’de Hücrelerdeki Verileri Yüzde Olarak Biçimlendirmek: Giriş Excel’de veri analizi yaparken sayıları sadece görmek çoğu zaman yeterli değildir; onları doğru biçimlendirmek de bir o kadar önemlidir. Hücrelerdeki verileri yüzde olarak biçimlendirmek, hem raporlarda hem de günlük tablolarınızda anlaşılır bir sunum sağlar. İçimdeki mühendis böyle diyor: “Yüzde, sayısal verilerin bağlamını verir, karşılaştırmayı kolaylaştırır.” Ama içimdeki insan tarafı da düşünüyor: “Ama bazen sadece sayıların gözümü yormaması da gerekiyor, görsellik de önemli.” İşte tam bu noktada Excel’in sunduğu farklı yüzde biçimlendirme yöntemleri devreye giriyor. 1. Yüzde Biçimlendirmesinin Temel Yolu Hücre Biçimlendirme Menüsü Üzerinden Yüzde Excel’de hücrelerdeki verileri yüzde olarak biçimlendirmek için en temel…
Yorum BırakDoku Nedir? Çocukluk Hatıralarıyla Başlayan Bir Merak Ankara’da büyümüş biri olarak, çocukken elime geçen kitapları karıştırırken hep ilgimi çeken bir şey vardı: sayfalarda gördüğüm çizimlerin ve fotoğrafların dokusu. Mesela eski evimizdeki kanepeyi hatırlıyorum; üstüne oturduğunuzda hem pürüzlü hem de yumuşak bir hissi vardı. İşte o zamanlar fark etmesem de, aslında “doku” denen şeyi yaşıyordum. Ama o zamanlar bu kelimeyi bilmem, sadece hissetmekle yetinmek vardı. Ben ekonomi okudum ama veriyle uğraşmayı hep sevdim. İnsanların hayatlarını, alışkanlıklarını ve çevremizdeki şeyleri veriye döküp anlamaya çalışmak bana büyük keyif veriyor. Dolayısıyla doku kavramı da ilgimi çekti çünkü hayatın her yerinde karşımıza çıkıyor; ister bir…
Yorum Bırak